YOZGAT
 
YOZGAT
Yozgat ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir.

Yozgat'a 14 ilçeden oluşmaktadır. Bunlar; Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri, Saraykent, Sarıkaya, Şefaatli, Sorgun, Yenifakılı, Yerköy ve Yozgat Merkez ilçedir.

Nüfusu 2000 yılına kadar sürekli artmış, fakat bundan sonra düşüşe başlamıştır. 1960-2000 yılları arası ilin nüfusu %69,7 artmıştır. Bu dönemde yıllık nüfus artış hızı ortalama %1,7 olmuştur.

Yozgat, 2007 yılı nüfus bilgilerine göre 732.127 kişidir. 384.674'ü erkek, 347.453'ü kadındır. İlin %53,72'si erkek, %46,28'i kadındır.

Yozgat, 2008 yılı nüfus bilgilerine göre 732.127kişidir. 384.674'i erkek, 347.453'i kadındır. İlin, %53,98'i erkek, %46,02'si kadındır.
Yozgat; Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Sorgun ilçesi sınırları içerisinde bulunan “Alişar Höyüğü” nde yapılan kazılar neticesinde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur.Ayrıca, Anadolu’da ilk siyasi birliği gerçekleştiren Eti’lerin yerleşim merkezlerinden biridir. Merkeze bağlı Büyüknefes, Dambasan ve Gündoğdu köyleri ile Sorgun ilçesi sınırları içerisindeki Kerkenes Kalesi, Boğazlıyan’a bağlı Çalapverdi ve diğer bazı bölgelerimizde yapılan kazılar neticesinde Etiler’in izine rastlanılmıştır.Anadolu’da tarih devrinin başlangıcını sağlayan Hitit’lerin sınırları içerisinde en kalabalık yerleşim merkezlerinden birisini teşkil ettiği de ortaya çıkarılmıştır.

M.Ö. 2000 -1500 yılları arasında kurulan ve merkezi Yozgat sınırları içerisindeki Hattuşaş olan Hitit’lerin hakimiyetinden sonra yöre, M.Ö. 1200’lerde Deniz Hakları istilasının ardından Frig’lerin hakimiyetine girmiştir. M.Ö. 7. yüzyıl başlarında Kimmer’lerin saldırısına uğramıştır. M.Ö. 6. yüzyılda Lidya Krallığına bağlanarak, müteakiben Pers’ler, M.Ö. 4. yüzyılda da Makedonya’lılar tarafından ele geçirilmiştir. M.Ö. 3. yüzyılın başlarında güney kesimi kısa bir süre Kapadokya Krallığının hakimiyetinde kalmıştır. Daha sonra, Anadolu’yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat’ların yerleştiği Galatya’nın bir parçası olmuştur. Bu nedenle “ galatların Ata yurdu” olarak da bilinmektedir. M.Ö. 2. yüzyıl başlarında kurulan Galatya Krallığı bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Krallıklarına bağlı kaldıktan sonra, M.Ö. 85’te Roma’nın korumasına girmiştir. M.S 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu, Doğu Roma (Bizans)’ın payına düşmüştür. İslam orduları ve Sasani’ler zaman zaman Bizans elindeki bu bölgeye akınlar yapmış oldukları, ancak a bölgeyi devamlı olarak elerinde tutamamışlardır.

Timur’un Anadolu’dan ayrılmasından sonra, Osmanlı şehzadeleri arasında çıkan saltanat kavgalarında Yozgat ve çevresi büyük sıkıntı çekmiştir. Yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlanması ancak 1408’de Çelebi Mehmet döneminde olmuştur. 1413’de kesin olarak Anadolu’da Osmanlı hakimiyetini sağlayan Çelebi Mehmet, Yozgat ve yöresindeki devlet hakimiyetini pekiştirmiştir.Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgat ve çevresinde “Celal” adında bir Türkmen önderinin çıkarmış olduğu isyan kontrol altına alınmışsa da, Yozgat ve yöresi bu isyandan büyük zarar görmüştür. Kanunî Sultan Süleyman döneminde arazi tahririnin yenilenmesi sırasında, bölgede yine karışıklılar çıkmış, ancak kısa sürede denetim sağlanmıştır (1526). 17. yüzyılın sonlarında devlet tarafından BOZOK’a yerleştirilen Mamalu Türkmen oymaklarından, Çapanoğulları büyük güç kazanmışlardır. 1728’de Çapanoğullarından Ahmet Ağa, Yeniil Has Mütesellimliği’ne getirilmiştir. Bu görevde üstün başarı gösterdiğinden dolayı da, 1732’de de Mamalu Türkmenlerin mütesellimliği görevine yükseltilmiştir. 1741 yılında ise, BOZOK Mütessellimliği görevine atanmıştır.Çapanoğlu Ahmet Ağa, bundan sonraki yıllarda etkinliğini komşu sancaklarda da duyurmuştur. Osmanlı Devleti’nce 1745’de “Kapıcıbaşılı” payesiyle ödüllendirilen Ahmet Ağa, Yozgat ve yöresinde bazı bayındırlık hareketlerine girişerek, halkın desteğini kazanmaya özen göstermiştir. Çapanoğulları, merkezi yönetimle uyum içinde olmayı sürdürmüşler; 1755’de İstanbul’da ortaya çıkan et sıkıntısını gidermek üzere koyun göndermeleri karşılığında BOZOK Sancağı malikâne olarak Çapanoğlu Ahmet Ağa’ya verilmiştir. Böylece, Çapanoğulları Yozgat ve yöresinin tartışılmaz hakimi durumuna gelmişlerdir. Bu tarihten sonra İstanbul’a sık sık Çapanoğulları hakkında yakınma mektupları gitmeye başlamıştır.

1757’de devlet, Çapanoğlu Ahmet Ağa’yı zulümlerine son vermemesi durumunda malikanesinin elinde alınacağını bildirmiştir.Ahmet Ağa 1761’de Sivas Valiliğinin, İstanbul Hükümetince verilmesini sağlamıştır. Bu başarısının verdiği cesaretle Maraş Valiliği’ne de göz dikince hakkında idam fermanı yayınlanmıştır. Ahmet Ağa’nın 1765’de idamından sonra Çapanoğlu Mustafa Bey’in BOZOK Sancağı Mütesellimi oluncaya kadar Çapanoğulları Yozgat ve yöresindeki etkinliklerini yitirmişlerdir. 1768’de mütesellim olan Mustafa Bey, merkezle iyi geçinmeye çalışarak, yapılan savaşlar sırasında devlete asker ve malzeme yardımında bulunmuştur.

Çapanoğulları 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmaya başlamış, çevredeki diğer ayanlarla mücadeleye başlamışlardır., 1782’de hizmetçileri tarafından öldürülünce, BOZOK Sancağı Mütesellimliği kardeşi Süleyman Bey’e verildi. Osmanlı Padişahları 1. Abdulhamit ve 3. Selim ile iyi ilişkiler kuran Süleyman Bey, 1783’de Çankırı Sancağı Mutasarrıflığı’nı da almıştır. Nizam-ı Cedid Ordusu’nun kurulmasını destekleyen Süleyman Bey, Caniklioğulları ile üstünlük mücadelesini sürdürmüş, 3. Selim’in tahttan indirilmesiyle durumu sarsılmış ise de, Alemdar Mustafa Paşa’nın, 3. Selim’in yerine geçen 4. Mustafa’yı tahttan indirmesiyle eski konumunu yeniden kazanmıştır. Süleyman Bey, 1808’de İstanbul’da toplanan ayan arasında yer alarak, Sened-i İttifak’ı imzaladı ve Sekban-ı Cedid askerini kendi hakimiyet bölgesinde örgütlenmeye başlamıştır.

Süleyman Bey, 1813’te öldüğünde güçleri doruğa ulaşmış olan Çapanoğulları, kendilerine mukataa olarak verilen; BOZOK, Amasya, Şarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maraş, Antep, Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereğlisi, Niğde, Nevşehir, Kırşehir ve Ankara’da büyük bir nüfuza sahip olmuşlardır.
Çapanoğulları’ndan Mehmet Celaleddin Paşa, 1842-1846’da kısa sürelerle BOZOK ve Kayseri Kaymakamlığına atanmıştır.1849’dan sonra yönetim kademelerinden iyice uzaklaştırılan Çapanoğulları, büyük servetleri sayesinde,özellikle ekonomik alandaki güçlerini XX. Yüzyılın başlarına kadar sürdürmüşlerdir. Yozgat, ülkemizin, mütareke ve milli mücadele yıllarında adını önemle duyuran iller arasında yer almaktadır. Yozgat (Bozok) bu dönemde, yabancı güçlerin işgaline uğramamasına rağmen tanık olduğu ve Kuva-yı Milliye’yi hayli zor durumda bırakan bir isyan nedeni ile ön plana çıkmıştır.

Yozgat, Kurtuluş Savaşı’nda merkezi Ankara’da bulunan 20. Kolordu’nun denetimi altında bulunmaktaydı. Gerek Yozgat’ın yeni Mutasarrıfı Necip Bey, gerekse Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın Kuva-yı Milliye hareketi karşısındaki olumsuz tutumları ve engellemeleri nedeniyle, Sivas Kongresi günlerine kadar Yozgat’ta direnişle ilgili önlemli bir gelişme olmamıştır. Ancak, Muhittin Paşa’nın 19 Eylül 1919’da Kuva-yi Milliye’ce tutuklanması Necip Bey’in de 20 Ekim 1919’da Heyet-i Temsiliye’nin isteği üzerine görevden alınmasıyla bu durum değişmiştir. Anadolu’nun her yanında olduğu gibi, Yozgat’ta da Milli Mücadele’ye yönelik örgütlenmeye gidilmiştir. Kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Yozgat Şubesi’nin başına Başçavuşzade Ahmet Efendi getirilmiştir.

Şubenin diğer Yönetim Kurulu üyeleri arasında Müftü Hulusi Efendi, Çapanoğlu Edip ve Celal Bey’ler de yer almışlardır. Ancak, yönetim kurulunun kendi içerisinde bir beraberlik oluşturamadığından dolayı, yönetim kurulu üyeleri özellikle de Mehmet Hulusi Efendi’yle Celal ve Edip Bey’ler arasındaki sürtüşme Milli Mücadele’nin yazgısını etkileyecek ölçüde sonuçlar doğuran “Çapanoğlu İsyanı”nın da nedenlerinden birisini oluşturmuştur.
Yozgat ili, İç Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak Bölümü'nde Bozok Platosu üzerinde yer almaktadır.Ankara–Sivas karayolu ile Samsun-Kayseri-Mersin karayolları Yozgat'tan geçmektedir. Bu yollar, uluslararası taşımacılıkta önemli bir yere sahiptir.

Ülkemizden ve Avrupa ülkelerinden Ortadoğu'ya yapılan ticaret, bu yolların önemini daha da artırmaktadır. Kuzeyde; Çorum, Amasya, Tokat, doğuda; Sivas, güneyde; Kayseri, Nevşehir, batıda; Kırşehir, Kırıkkale illeri ile komşudur.

İlin doğusu ile batısı arasında yaklaşık 8 dakikalık bir fark vardır. Yozgat, alan bakımından Türkiye'nin 15. ilidir. İzdüşüm alanı 13597 km², gerçek alanı ise 14123 km²'dir. İl geneli fazla dağlık değildir.

Yozgat ilinde yazlar sıcak ve kurak kışlar ise yağışlıdır. Yaz ile kış, gece ile gündüz arasında çok küçük ısı farkı vardır. Isı 23 °C ile + 24,1 °C arasında seyreder. Senenin 40 günü yağışlı geçer ve 20 günü 6 altındadır. Senelik yağış ortalaması 951 mm’dir.

Bitki örtüsü: Yozgat il topraklarının % 56’sı ekili-dikili alanlardan, % 28’i ormanlardan, % 15’i çayır ve mer’alardan ibârettir. Akdağlar, Bozok Yaylasının tepeleri ile Merkez ilçede 962 hektarlık bir bölge orman ve fundalıklarla kaplıdır.Ayrıca şirin bir tatil beldemizdir.Ülkemizde tatil cennetlerinde ilk 5'e girmiştir.

İlin ekonomisi büyük oranda tarıma dayalıdır. Yer şekilleri %98,8 oranında tarıma imkân vermektedir. İlde, yarı kurak iklim şartlarından dolayı, kuru tarım yaygınlaşmış ve ürün çeşitleri azalmıştır. İlde yoğun olarak, tahıllar ve baklagiller yetiştirilmektedir. Bunların yanı sıra sulu tarım alanlarında şekerpancarı, ayçiçeği, patates ve soğan türü ürünler yetiştirilmektedir. Sulanabilir alanlar sınırlı olduğu için, il tarımında sebze üretiminin önemi azdır. İklimin sert oluşu ve depolama olanaklarının azlığından dolayı, meyve üretimi büyük boyutlarda değildir. Elma, armut, kayısı, vişne, üzüm, ayva, badem ve ceviz yetiştirilen başlıca meyvelerdir. Hayvancılık

İl ekonomisinde tarımın yanı sıra hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır. Bozkırların geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığın yaygınlaşmasına ortam hazırlamıştır. Hayvancılık genelde tarımsal faaliyetlerle bir arada yapılmakta olup, mera hayvancılığı biçimindedir. Son yıllarda hayvan soylarının ıslahı çalışmaları ve hayvansal ürünleri değerlendirmeye yönelik sanayi faaliyetleri ile hayvancılık alanında canlanma olmuş, modern işletmeler kurulmaya başlamıştır. İlde, küçükbaş hayvanlardan; akkaraman koyunu, kıl ve tiftik keçisi, büyükbaş havyanlardan sığır ve manda gibi cinsler beslenmektedir. Deri üretimi Yozgat'ın önemli gelir kaynaklarındandır. Son yıllarda kümes hayvancılığında da önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Küçük ölçekli tavuk çiftliklerinde, modern yöntemlerle üretim yapılmakta olup, özellikle 1995 yılından itibaren yumurta üretiminde belirgin artışlar olmuştur. Ormancılık

İl topraklarının %18,24'ünü kaplayan ormanlar Akdağmadeni, Aydıncık, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri ve Saraykent'te yoğunlaşmıştır. Boğazlıyan ve Yenifakılı ilçelerinde ise orman örtüsü neredeyse hiç yoktur. İlde ormanları işletmek ve korumak üzere toplam üç işletme müdürlüğü mevcuttur. Yozgat Orman İşletme Müdürlüğü Görev alanları: Merkez, Aydıncık, Çekerek, Kadışehri, Şefaatli, Sorgun ve Yerköy. Akdağmadeni Orman İşletme Müdürlüğü Görev alanları: Akdağmadeni ve Saraykent Çayıralan Orman işletme Müdürlüğü Görev alanları: Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Sarıkaya ve Yenifakılı ilçelerini kapsamaktadır. Orman alanlarına bağlı olarak ormancılık yapılmaktadır.

Düğün nişan ve acı günlerde Yozgat Halkının imece usulü birbirine yardım ettiği bütün halkın özel günlerde belirlenen alan veya yerlerde toplanılır.Güzel günler hep beraber kutlanır.

Acı günlerde aynı şekilde hep beraber atlatılmaya çalışılır.Ayrıca şehir çok misafirperver ve muhafazakar yapısı olduğu bilinir.

YOZGAT'IN KÜLTÜREL YAPISI
Şehrin yöresel yemekleri; Tandır Kebabı, Testi kebabı, çiğdem pilavı, ayva basması, çörek, bazlama, katmer, cızlak, cıvık ekşili, erişte, çap çup, topak çorba, kaypak, helle çorbası, düğürcük çorbası, bulama çorbası, sakala sarkan çorba, haside, sütlü kabak, patlıcan turşusu, arabaşı ve tas kebabıdır. Parmak çörek, peksimet Yozgat'a mahsus özel bir ekmek türüdür.



 
BÜYÜKNEFES (TAVİUM)
Yozgat - Haydarbeyli yolu üzerindedir. Yörede en geç orta Tunç Çağında büyük Kale ve Küçük Kale ile aralarındaki bölgeyi kapsayan büyük bir merkez oluşturulmuştur. Galatların bir kolu olan Trokmilerin başkenti olan Tavium, Asur ticaret kolonilerinden (Karum) dönemi ile özdeşlenebilir. Kentte tespit edilen kalıntılar kentin demir çağında yoğun bir yerleşim alanı olduğunu göstermiştir. Daha sonraları Helenistik, Galat, Erken Bizans ve Geç Bizans dönemlerine rastlanmaktadır.Erken Bizans döneminde kent en şaşaalı dönemine ulaşırken, terk edilmesi Geç Bizans dönemine rastlamaktadır. Büyüknefes köyünde bulunan Tavium antik kenti ile ilgili bilgilerin gün ışığına çıkabilmesi için Prof. Karl STROBEL başkanlığında bir ekip tarafından bilimsel çalışmalara devam edilmektedir.

Yörede yapılan yüzey araştırması çalışmaları kentin büyük kale ve küçük kale olarak adlandırılan bölgesinde 3000 kişilik bir Anfitiyatrosu olduğunu ortaya çıkarmıştır. Gerekli kazı izninin alınması durumunda bu bölgede araştırma kazıları başlatılması planlanmaktadır.

Son zamanlarda Almanların atalarının buradan göç ettiği haberleri ile iyiden iyiye popüler hale gelen Tavium antik kenti büyük bir turizm potansiyeli üretecek kapasiteye sahiptir.

 
BEHRAMŞAH KALESİ
Çalışkan köyünün kuzeyinde bulunan yüksek bir kaledir. Gıyaseddin Keykavus emirlerinden Necmeddin Behram Şahı Candar'a ait olan kale, 13. Yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Kalenin birçok kısmı yıkık ve harap,batı ve güney duvarları ayaktadır. Yüksek kale duvarları,moloz taş üzerine kesme taş kaplıdır. İçte tuğla gibi çaprazlama dizilerle sıralanarak zigzag duvar dolgusunu oluşturmuştur.
 
AKDAĞMADENİ KİLİSESİ
İlimiz Akdağmadeni İlçesi Tahmaz Mahallesinde bulunan kilisenin 1862 tarihinde yapıldığı kitabeden anlaşılmaktadır. Ön cephesi kesme taş, diğer cepheleri kesme mermer taşlardan yapılmış olan kilisenin, ön kısmında yuvarlak kemerli giriş boşluğu bulunmaktadır. Kemerler Ortada iki adet yuvarlak, yanlarda ise iki adet köşeli taşlarla birbirine bağlanmıştır. Giriş kapısı yuvarlak kemer süslemeli ve kapı üzerinde çerçeve içerisinde 11, çerçeve altında da 2 adet grekçe kitabe mevcuttur. Kilisenin iç kısmı dikdörtgen planlı olup, tabanı taş döşelidir. Kilisenin içerisinde kiliseyi doğu, batı doğrultusunda üç eşit parçaya bölen sekiz adet yuvarlak sütun bulunmaktadır. Sütunlar birbirlerine yuvarlak kemer ve ağaç hatıllarla bağlanmıştır. Kilisenin iç kısmındaki sıva üzerinde yer yer renkli hac ve geometrik süslemeler gözükmektedir.
 
KARABIYIK KÖPRÜSÜ
Yozgat-Şefaatli yolunun 38. Km.sinde Kanak Suyu üzerinde kurulmuştur. Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır seferine giderken (1516) yaptırılmıştır. Ayaklar üzerinde oturan üç sivri kemerli,iki alçak mahmuzlu,60 cm. yüksekliğinde korkuluk duvarı ile uçlarda ve ortada baba taşları olan,beyaz kesme taştan yapılmış bir köprüdür. 54 m. Boyunda 4.5 m. Eninde olan köprünün
 
KERKENEZ ANTİK ŞEHİR PTERİA
Yozgat-Sorgun karayolu üzeri Şahmuratlı Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Büyük ihtimalle MÖ 600 yıllarında Medler tarafından kurulan ve 50 yıl kadar sonra Lidya Kralı Krezüs tarafından yok edilen , düzenli bir biçimde planlanmış ve sıfırdan inşa edilmiş bu şehri çevreleyen surların uzunluğu 7 km. dir. Kaleye 8 tane giriş kapısından girilmektedir. Erken örneklerine İran’ da rastlanan bir yapı tipi olan dikmeli bir salonun saray yapı grubu içinde yer aldığının belirlenmesi, Kerkenez’ in Bizanslı Stephanos’ un bir Med Şehri olarak betimlediği Heredot’ un Pteriası olarak tanımlanmasını desteklemektedir.
Heredot tarihine göre, Med’ler Kerkenez Dağı üzerinde Piterya adıyla bir şehir kurmuşlardır. Med’ler ile Lidya’lılar arasında uzun süren savaşlar burada olmuştur. Güneş tutulması savaşı M.Ö. 585 yılında Med’ler ile Pers’ler arasında olmuş ve barış ile sonuçlanmıştır. Antik şehrin bilimsel kazı ve yüzey araştırmaları 2000 yılından beri DR. Geoffrey SUMMERS başkanlığında bir ekip tarafından yürütülmektedir. Halen devam eden yüzey araştırmalarında bulunan bazı eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir
 
ÇEŞKA KALESİ YERALTI ŞEHRİ
Merkez ilçenin 3 km kuzeydoğusunda yüksekçe bir tepeye kurulmuş yer altı şehrinin üç ayrı girişi vardır. Güneyinde iki kat halinde, üç odalı bir mekan; bunun batı kısmındaki odanın üzerinde ise bacası bulunmaktadır. Kuzeyindeki odanın tabanında kısmen dolmuş iki ayrı beşik kemerli galeri girişi yer alır. Yıkıntılar arasında ve alt eteklerde tek renkli (monokrom) Roma ve Bizans dönemi seramik parçalarına rastlanır.
 
SAAT KULESİ
1897 yılında dönemin belediye başkanı Ahmet Tevfiki Zade tarafından Yozgatlı Şakir ustaya yapılmıştır. Şehrin orta yerinde kurulmuş,kare pirizma şeklinde uzun bir kuledir. Enine silmelerle altı kata bölünen kulenin üst kısmı şerefe gibi bir terasla çevrilidir. En üst kısımda çan şeklinde bir külah vardır. Saat çanı 250 kg. ağırlığında olup,her yarım ve tam saatte isabetli olarak vurur. Kuleye çıkış kuzeyden,yuvarlak kemerli kapıdan olur. Şerefeli kısmın altında üç kat aşağı doğru her katta küçük yuvarlak kemerli bir pencere bulunur.
 
ÇAPANOĞLU CAMİİ
1779 yılında Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı kubbeyle örtülü 3 bölmeli son cemaat yeri ile tek kubbeli ana mekandan oluşmaktadır. 1794 yılında Süleyman bey bunun önüne benzer planda ikinci bir mekan ekletmiştir. Daha sonra en dışa küçük bir giriş revağı eklenmiştir. Arka arkaya dizilmiş bu yapılar yakın zamana değin Geç Dönem Osmanlı resim sanatının özgün örnekleriyle bezenliydi. Ancak yapılan onarımlarla resimleri çoğu yok olmuş yada değişmiştir. Ana mekanda mahvildekiler dışında büyük ölçüde özgünlüğünü yitirmiş,mahvilin ikinci katında yan kubbelerde yeşil, al, mavi ve sarının kullanıldığı çeşitli çiçek, yaprak ve meyve resimleri yer alır.
 
YOZGAT ÇAMLIK MİLLİ PARKI
Türkiye’nin ilk milli parklarındandır. Yozgat ilinin güneyinde uzanan tepeler üzerinde, kente yaklaşık 5 km. mesafededir. Bitki inceleme amaçlı araştırmalar bakımından görülmeye değer karaçam, meşe ve ardıç türlerine sahip olan milli parkta, kamp ve konaklamaya uygun alanlar da bulabilirsiniz.
 
YOZGATTA TURİZM ETKİNLİKLERİ
Yozgat E 88 karayolu üzerinde bulunması ve özellikle Hattuşaş(Hitit Medeniyeti Başkenti)'ın yakın olması ve Hattuşaş ile Kapadokyayı birbirine bağlayan Atatürk yolunun il merkezinden geçmesi nedeniyle yabancıların uğrak yeridir. Bozok yaylası olarak da adlandırılan ve ilkçağlardan beri yerleşim yeri olan Yozgat, bozulmamış doğası,misafirperver sıcakkanlı insanları,çok güzel misafir anlayışları, sahip olduğu tabiat güzellikleri, mesire yerleri, yüksek ovaları, tarihi, kültürel, turistik değerleri ve kaplıcalarıyla gezilip görülmesi gereken en güzel illerimizden biridir.Türkiye'nin ilk Milli Parklarından olan çamlık Milli Parkı, Akdağ Ormanları, Şebekpınarı Mesire alanı, Kazankaya Vadisi, ve Gelingüllü barajı gibi yerler spor, dinlence ve piknik alanlarıdır.Ayrıca Çekerek ırmağının yanında bulunan Kızlar Kayası ve hemen yanında tamamlanmasına az kalmış [Çekerek] Süreyya bey Barajı bölgedeki mesire alanı ile çok güzel zaman geçirebilirsiniz.
 
 
 

  • AYHAN VURAL

  • YOBİTAŞ

  • ELİF GRAFİK

  • KEMOS GRUP
 
 
   
 
 
BASIN ODASI ÜYE DERNEKLER FALİYETLERİMİZ
 
Yozgat Platformu © Tüm Hakları Saklıdır